Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) sadece çocuklardamı olur?

Son yıllarda yetişkinlerde de görüldüğüne dair yayınlar giderek artmaktadır. Her ne kadar dikkat eksikliği oldukça popular bir söylem olsada bu hastalığın yetişkinlerde de azımsanmayacak oranda gözlendiği bir gerçektir. DEHB, Çocukluk çağında başlayan, belirtileri önemli oranda erişkinlikte de devam edebilen, bireyin akademik, sosyal, aile ve iş yaşamını olumsuz yönde etkileyen ve kalıtsal özelliği yüksek bir bozukluktur.

Ne tür belirtileri vardır?

DEHB’li bireylerde bulunan dikkat, aşırı hareketlilik ve dürtüsellik nedeniyle, yaşamın ilk yıllarından başlayan olumsuzluklar her yaş döneminde farklı yaşam sorunlarına neden olabilmektedir. DEHB tanısına sahip çocuklar okul çağlarında ders başarısızlıkları, disiplin cezası alma, sınıfta kalma ve arkadaşları tarafından reddedilme gibi sorunlar yaşarken bu hastalığı erişkin dönemde süren bireylerin karşılaştığı zorluklardan bazıları ise şunlardır; aşırı dalgınlık, unutkanlık, dağınıklık, karşı cins ilişkilerinde başarısızlık sonucu sık eş-partner değiştirme, evlilik sorunları, boşanma, cinsel yolla bulaşan hastalığa sık yakalanma, sık iş değiştirme, işsiz kalma, gelir düzeyi düşüklüğü, sosyal yaşam ve kurallara uyum zorlukları ve bunlar sonucunda sıkça karşılaşılan adli sorunlar, trafik cezaları, riskli davranışlar; alkol ve madde kullanımı gibi ikincil sorunlar.

Her dikkat eksikliği DEHB dan mı kaynaklanır?

Erişkinlerde çoğunlukla dikkat eksikliği ön plandadır. Ancak son zamanlarda fazlasıyla bu tanı konuluyor veya şahıs internet araştırmasıyla kendisinde “dikkat eksikliği”nin farkına varıyor! Asıl sorun; bundan sonra kişinin kırmızı reçete veya normal reçeteli ilaç alma talebi ve sonucunda gereksiz ilaç yazımıdır. Oysaki dikkat eksikliğinin birçok fiziksel ve psikolojik nedeni vardır. Psikotrop ilaç kullanmaya başlamadan önce dikkat eksikliğinin nedenlerinin araştırılması gerekmektedir. Örneğin; kansızlık, B12 vitamin eksikliği, depresyon, kaygı bozuklukları, kaliteli uyuyamama, yorgunluk gibi bir çok sebep “dikkat eksikliği” yapabilir. Gerçek sorunu tespit edip ortadan kaldırdığımızda ya da tedavi ettiğimizde zaten dikkat eksikliği de kalmayacaktır.

DEHB olan bireylerin iş, aile, sosyal yaşamları nasıldır?

Bu bireyler, durağan (örn. masabaşı işler gibi) bir işte çalışmakta iseler, hiperaktiviteleri nedeniyle sıkılıp kendileri için daha uygun, hareketli  iş arayışına girebilirler. Ayrıca uyumsuz davranışları ve dalgınlıkları nedeniyle işden ayrılmak zorunda kalabilirler.. Ayrıca, benzer şekilde dikkat eksikliği, hareketlilik, dürtüsellik kaynaklı sorunları trafik kazaları, trafik cezalarına sıkça maruz kalma, dikkatsizlik sorunları iş kazalarına neden olabilir. Bu hastalığa sahip bireylerin heyecanlı, riskli sporlara ilgi duymaları, sık olarak hobi değiştirmeleri, aynı anda birden çok işle, aktiviteyle uğraşmaları buna karşın bunların çoğunu tamamlayamamaları sık rastlanılan durumlardır. 
DEHB’na sahip erişkinler eş-partner ilişkilerinde de sık olarak sorun yaşarlar. Bunun ana sebeplerinden biri “bağlanma” sorunları yaşamalarıdır. Bağlanma kavramını, Bowlby “çocuk ile bakım vereni arasında gelişen ve yaşam boyu sürekliliği olan, çocuğun bakım verenine yönelik yakınlığını sürdürmeye hizmet eden duygusal bir süreç” olarak tanımlamıştır. Daha sonra bu temel kuramdan yola çıkılarak bağlanma; “insanların kendileri için önemli gördükleri kişilere karşı geliştirdikleri bağ” şeklinde tanımlamıştır. Buna göre, bebeklik veya çocukluk döneminde ebeveynlerle kurulan bağlanmanın bir benzeri, erişkin dönemde duygusal eş ilişkilerinde yeniden yaşanır. DEHB tanısına sahip çocukların ebeveynleri ile kurdukları bağlanmadaki sorunlar, bu çocukların erişkinlik dönemlerinde de güvenli, sürekliliği olan ve doyurucu ilişkiler yaşamasına engel olabilmektedir. Bu da ilişkilerden yeterli doyum sağlayamama, bu nedenle sık eş değiştirme, evlilik dışı ilişkiler yaşama gibi sonuçlara neden olmaktadır.

DEHB’li erişkinler tedavi olabilirler mi?

Bu hastalık ve yarattığı olumsuz sonuçlar çok erken yaşlardan itibaren var olduğu için bir hastalıktan ziyade kişilik özelliği olarak değerlendirilir. Bu nedenle birey çoğu zaman tedavi arayışına girmez. Ayrıca DEHB’nin belirtilerinin hem diğer birçok psikiyatrik hastalığın belirtilerini taklit etmesi, hem de hekimler tarafından dahi yeterince tanınmaması nedeniyle hatalı tanı ve neticesinde yanlış ya da yetersiz tedavi gibi olumsuz sonuçlar doğabilmektedir. Bu bozukluğun tedavisiz kalması demek, aslında bireyin sahip olduğu potansiyele hiç bir zaman ulaşamaması ve her alanda hep daha azıyla yetinmek zorunda kalması demektir.

Tüm bu yazılanlardan sonra anlaşılacağı gibi, genelde çocukluk çağına özgü olduğu sanılan DEHB’nun erişkin yaşamda da hiperaktivitesi geçebilse bile dikkat eksikliğinin devam edebildiği, tedavi edilmediğinde ise olumsuz sonuçlara neden olabildiği, buna karşın hem ilaçlar (metilfenidat gibi psikostimülan ilaçlar) ile hem de psikoterapi yöntemlerinden yararlanılarak tedavi edilebilebi

0 (216) 251 1064
0 (543) 876 4822
iletisim@appaistanbul.com
Küçükbakkalköy Mah.Defne Sok. No:1,
Flora Residence D:912 Ataşehir-İstanbul