Damgalanma, belirli kişilere ya da olaylara karşı geliştirilen olumsuz inançların ve önyargıların sonucunda kişilerin dışlanma ve ayrımcılığa maruz kalmasıdır. Damgalamaya uğrayan bireyler, yıkıcı düşünceler ve tutumlarla ve hatta fiziksel şiddetle karşı karşıya kalmaktadır.

Damgalamanın dört özelliği vardır:

1) Bir grup insanı diğerlerinden ayıran bir etiket verilir (Örn. Coronalı).

2) Etiket, toplum tarafından istenmedik ya da zararlı özellikler ile ilişkilidir (Örn. Coronalılar bizim düşmanımız).

3) Etiketlenen insanlar diğerlerinden farklı olarak görülür. ‘Biz’ e karşı ‘Onlar’(Örn.Biz onlar gibi değiliz).

4) Etikete sahip insanlar haksız şekilde ayrımcılığa maruz kalır (Örn. Coronalı bir sağlıkçı ile aynı apartmanda kalamayız).

Geçmişten günümüze damgalanmayı birçok alanda uygulanırken gördük. Bu alanlardan biri de sağlık. Yukarıda da belirtildiği üzere salgın hastalıklar gibi durumlarda bireyler adeta suçluymuş gibi muamele görebilmektedir. Yaşadıkları hastalıkla birlikte toplum içinde istenmeme, hor görülme gibi birçok olumsuz davranışla mücadele etmek durumunda kalmaktadırlar. Sağlık alanında yapılan damgalamalar bazen yaşanılan hastalık kadar bireye zarar verici olabilmektedir. Son günlerde dünyayı ve ülkemizi etkileyen Covid-19 salgını gibi kişide kaygı, korku yaratan toplumsal olaylar, yaşanılan stresin şiddetiyle de birlikte belirli gruplara ya da bireylere karşı sosyal damgalamaya yol açabilmektedir. Malesef son günlerde bunun örneklerini sağlık çalışanlarına ve korona şüphesi taşıyan kişilere olan tutumlarda görmekteyiz. Kişiler hastalanmaktan korktukları kadar damgalanmaktan da korkuyorlar. Bu süreçte yapılan damgalamaların hem fiziksel hem de ruhsal sağlığımız için birçok zararı vardır. Belirti taşıyan kişilerin şüphelendikleri halde hastaneye başvurmamaları, temasa geçtikleri kişilerle bunu paylaşmaktan çekinmeleri, tanı konma sürecinde hastaneden kaçmaları ya da yakınlarını kaçırmaları gibi tutumlar maalesef damgalanmanın bir sonucu.  Virüs bulaşan ya da bulaşma ihtimali yüksek olan işlerde çalışan kişiler çoğunlukla kendilerine olduğu kadar ailelerine ve yakın çevrelerine bu virüsü bulaştırma ihtimallerinden dolayı kaygı, korku, suçluluk duygusu hissediyorlar. Bu duygularla mücadele etmek yeterince zorken, bir de damgalamaya maruz kalmanın daha çok stres yaratacağı, sürecin sağlıklı ilerlemesini engelleyeceği ve uzatacağını bilmek gerekir.

İçinden geçtiğimiz bu günlerde bireysel değil, toplumsal hareket fazlasıyla önem arz etmektedir. Tabi ki kendiniz ve yakınlarınız için kaygı duymanız çok doğal, fakat bu kaygının kişileri damgalamanıza neden olmasına izin vermeyin. Eğer bunu yaptığınızı fark ediyorsanız, ilk olarak kullandığınız dili değiştirmekle işe başlayabilirsiniz. Ayrıca dayanışma içinde olmak, korkularınızı ve kaygılarınızı paylaşmak, yalnız olmadığınızı bilmek fiziksel sağlığınızı korumakla birlikte verdiği olumlu duygularla ruhsal sağlığınıza da iyi gelecektir.

Klinik Psk. Müge Kılıçlar

0 (216) 251 1064
0 (543) 876 4822
iletisim@appaistanbul.com
Küçükbakkalköy Mah.Defne Sok. No:1,
Flora Residence D:912 Ataşehir-İstanbul