Her insanın duygurumunda gündelik yaşamında iniş çıkışlar olabilir. Ancak üzüntü, keder veya sevinç durumlarının aşırı ve sürekli olması, kişinin aile, sosyal ve iş yaşantısını önemli ölçüde etkilemesi durumunda hastalıkdan bahsedilir.

“Manik-depresif hastalık” olarak da bilinen bu rahatsızlık, temelde bireyin mizacı/ duygudurumunu etkiler. Ayrıca bireyin düşünce, davranış ve yeme-içme, uyku alışkanlıklarını da bozan bir hastalıktır. Hastalığın temel özelliği, ataklar/ nöbetler veya dönemler halinde gelen manik / taşkınlık veya çökkünlük/ depresyon hallerinin olmasıdır. Bu nedenle “iki uçlu” bozukluk denmektedir. Bu rahatsızlık digger rahatsızlıklarda olduğu gibi asla kişinin suçu yada eksikliği değildir. Aksine genelde iris bir yatkınlık vardır.

Manik dönemde hastalarda başlıca şu belirtiler gözlenir: Kendisini çok iyi hisseder ve keyiflidir. Anormal risk değerlendirmesi olur ve gücünün yetmediği işleri yapmaya kalkabilir. Bazende büyük güçleri olduğunu ve yeni icatlar yaptığını iddia edebilir. Bencilliği artar, hafızası güçlenmiştir. Aşırı neşelidir, etrafını da güldürür, olmadık yerde açık-saçık şakalar yapabilir. Kolayca dostluk kurmasına karşın bunlar yüzeysel dostluklardır. Bazen taşkınlık, aşırı sinirlilik, özellikle engellendiğinde saldırgan davranışlar gösterebilir. Çok fazla ve yüksek sesle konuşur. Dikkati dağınıktır. Daldan dala atlayabilir. Düşünceleri hızlıdır, sonuca varmakta zorlanır. Toplumsal ve ailesel yönden kötü sonuçlar doğuran işlere girebilir. Bazen tüm parasını dağıtabilir. Olmadık kişileri, resmi makamları telefonla arayabilir. Ülke sorunlarını tek başına çözme iddiaları olabilir. Cinsel dürtüleri de artabilir. Enerjisi artmıştır, uykusu azalmıştır, hatta günlerce bir-iki saatlik uykuyla idare edebilir. Ancak tüm bu belirtilerin hepsinin aynı şiddette bir arada aynı kişide görülmesi gerekmez.

Manik ataklara benzeyen fakat onun kadar ağır olmayan ve  “hipomani” olarak adlandırılan  durumu görülebilir. Bu dönem için hastaneye yatışa gerek yoktur. Bazen de hastalarda, kendini sürekli üzgün hissetme, enerji azalması, yorgunluk, isteksizlik, durgunluk, uykusuzluk, iştahsızlık, suçluluk gibi belirtilerle seyreden; depresyon  dönemleri olabilir.

Her 100 kişiden 1 kişi, ömründe en az bir kez manik nöbet geçirebilir. 20-25 yaşları arasında en sıktır. İleri yaşlarda gözlenirse birey,  fiziksel bir rahatsızlık olma riski açısından detaylı değerlendirilmelidir. Kadın ve erkeklerde aynı sıklıkta rastlanır.

Hastalığın ağır olduğu ilk dönemlerde, hastanın doktor gözetimine alınması ve gerekirsede hastaneye yatırılması uygun olabilir. Eğer hastanın her yönden kendisine ve çevresine zarar verme riski yok ise ve ailede yakından ilgilenebilecekse, ilaçları düzgün verilebilecekse psikiyatri uzmanı gözetiminde ayaktan da tedavisi yapılabilir. Hastaların yaklaşık 1-2 hafta içinde belirtileri yatışır. Ancak hasta düzeldiğinde de koruyucu ilaç tedavisine en az iki yıl devam etmek gerekir. Bu amaçla lityum karbonat, valproik asit, lamotrigine gibi ilaçlar kullanılmaktadır. Çünkü bipolar duygudurum bozukluğu tekrarlayıcı bir hastalıktır. Özellikle depresyonu geçtiğinde antidepresan ilaçlar kesilmelidir ki ardından manik dönem gelmesin.

Diğer tüm hastalıklarda olduğu gibi bu hastalığı bulunan bireyler asla kendilerini etiketlememelidirler. Bu hastalığa sahip olup da farkındalığı iyi olan çoğu kişi yeni ataklar gelmeden farkına varabilir ve hemen doktoru ile irtibata geçerek hastalığı ilerlemeden önlenebilir. Böylece mesleki yaşamı, aile yaşamı ve sosyal hayatı fazla etkilenmeden gündelik yaşamına devam edebilir.

 

0 (216) 251 1064
0 (543) 876 4822
iletisim@appaistanbul.com
Küçükbakkalköy Mah.Defne Sok. No:1,
Flora Residence D:912 Ataşehir-İstanbul