Beslenme şeklimizin sağlığımız için çok önemli olduğunu sıkça duyuyoruz. Düzenli aralıklarla ve sağlıklı beslenme, meyve ve sebzeyi sıkça tüketme, su içmeyi ihmal etmeme bedenimiz için yapabileceğimiz en büyük iyiliklerden. Aslında tükettiğimiz her şey sağlığımızla doğrudan ilişkili. Buna ruh sağlığı da dahil. Özellikle koruyucu ruh sağlığı tedbirleri arasında düzenli ve dengeli beslenme son derece önemlidir. Vücudumuza giren her besin aslında beynimiz için bir yakıt niteliğinde. Bedenimiz besinler aracılığı ile aldığı enerji, vitamin ve enzimlerle çalışmakta. Dolayısıyla kaliteli yakıtlar yani sağlıklı besinler daha kaliteli bir yaşamın anahtarı. Son yıllarda bağırsaklarımızın ikinci beyin olarak tanımlanması, sindirim sistemindeki bazı bozuklukların ruhsal sağlığımızla ilişkili olduğunun anlaşılmasından sonra, beslenme alışkanlıklarımız daha da önem kazanmıştır.

Ruh sağlığı ve beslenme arasında ilişkiyi inceleyen araştırmalara bakıldığında depresyon, anksiyete bozuklukları, uyku bozuklukları, öfke kontrol sorunları ve daha pek çok ruhsal problemin beslenme düzeninden etkilendiği görülmektedir. Besinler serotonin ve dopamin gibi duygu-durumu doğrudan etkileyen nörtransmitterlerin salınımı için kaynak niteliğindedir. Dolayısıyla tükettiğimiz ve aslında tüketmeyerek bedenimizi mahrum bıraktığımız her besin ruh sağlığımızı etkilemekte. Yeterli, sağlıklı ve düzenli beslenme sayesinde daha iyi ve zinde hissetmek mümkün. Tabi ki burada bahsedilen yeterli beslenmeden kasıt sadece açlık hissini bastıracak düzeyde beslenme değil. Elbette pek çoğumuz gün içinde öğün atlamamaya çalışıyoruz. Yeterince besin tüketerek aç kalmaktan kaçınıyoruz. Ancak beden ve ruh sağlığımıza faydalı olacak meyve ve sebze gibi besinleri, antioksidan ağırlıklı gıdaları yeterli miktarda tüketiyor muyuz? Vücudumuzun hormon ve enerji dengesini sağlayacak, gerekli vitaminleri takviye edecek gıdalardan mahrum bırakmak bir açıdan da psikolojik iyi oluşumuza da balta vurmak demek. Örneğin B12 eksikliği unutkanlığa neden olabilirken özellikle de yaşlı bireylerde depresyona da yol açabilmekte. Rafine gıdaları, kızarmış yiyecekleri, hamur işlerini, yağ oranı yüksek gıdaları severek tüketiyoruz. Ancak bu gıdalar açlık hissini giderirken bize tatmin verse de sağlığımıza hiçbir katkıda bulunmamaktadır. Aksine kimi çalışmalar; bu tarz gıdaların depresif belirtiler ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Özelliklede son yıllarda glütenden zengin beslenme alışkanlığının çoğu psikiyatrik rahatsızlıklara zemin hazırladığına dair yayınlar çıkmaktadır. Bununla beraber beslenme düzeni sadece yediğimiz gıdalardan ibaret değildir. İçeceklerinde sağlığımız üzerinde etkileri büyüktür. Kimi zaman susuzluğumuzu gidermek için ya da güne başlarken biraz olsun zinde hissetmek için çay, kahve gibi içeceklere başvuruyoruz. Ancak özellikle kafein içeren içecekleri tüketirken dikkatli olmakta fayda var. Fazla kafein alımı kişide kaygının artmasına ve uyku problemlerine neden olabilmektedir. Yine fazla alkol tüketimi, beslenme esnasında vitaminlerin bağırsakdan emilmesini engelleyerek özellikle B vitaminlerinin vücudumuzda azalmasına neden olmaktadır.

Beslenme düzeninin psikolojik iyilik hal üzerinde etkisinin yanı sıra psikolojik iyilik halinin de beslenme düzeni üzerinde etkisi vardır. Aslında beslenme ve ruh sağlığı karşılıklı bir ilişki içerisindedir. Kimi zaman yaşanan ruhsal sıkıntı, kişinin beslenme düzenini etkiler. Örneğin depresyonda kişinin beslenme düzeni tamamen değişebilir. Kişinin iştahında belirgin azalmalar görülebilir ve yetersiz beslenerek kilo kaybedebilir ya da aksine iştahında artışla ya da olumsuz duygulardan kaçınmak için aşırı besin tüketebilir. Bunun yanı sıra kimi zamanda çeşitli psikolojik etkenlerle kişide anorexia nervosa, bulimia nervosa gibi yeme bozuklukları görülebilir. Bu tarz ruhsal problemlerde kişinin beslenme alışkanlığı tamamen değişir ve kişinin beden sağlığına zarar verici boyutlara kadar gelebilir. Bu durumda ruh sağlığı uzmanından yardım alınması önemlidir.

Elbette hepimiz her an sağlıklı ve düzenli beslenemeyebiliyoruz. Öğün kaçırdığımız, ufak bir atıştırma ile geçiştirdiğimiz ve hatta bazen sağlıksız olduğunu bildiğimiz halde sevdiğimiz gıdaları tükettiğimiz oluyor. Ancak önemli olan bu durumu dengede tutabilmek. Beslenme alışkanlıklarımızı düzene koyarak, tükettiğimiz meyve ve sebze porsiyonunu arttırarak, karbonhidratça zengin gıdaları az tüketerek ve sıvı tüketimimize dikkat ederek ruh sağlığımızı bozulmadan korumuş oluruz.

Klinik Psk. Özge Zelal Yıldız

0 (216) 251 1064
0 (543) 876 4822
iletisim@appaistanbul.com
Küçükbakkalköy Mah.Defne Sok. No:1,
Flora Residence D:912 Ataşehir-İstanbul